Haber

Kaftancıoğlu ve İmamoğlu’ndan İçişleri Bakanlığı Raporuna tepki: “Böyle işlere başvurması boşuna; Ok yaydan çıktı, Değişim bu ülkede…

Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: ADEM KARABAYIR

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu başkanlığındaki CHP Heyeti, yerel mahkemece 2 yıl 7 ay hapis ve siyaset yasağı cezasına çarptırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek ziyaretinde bulundu. Kaftancıoğlu ve İmamoğlu, İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvuruya, İBB’de teröre bulaşan kişilerin çalıştırıldığı iddialarına ilişkin rapor hazırlayarak tepki gösterdi. Kaftancıoğlu, “Dün gece yaşananlar bize bu şerrin sonu olmadığını bir kez daha gösterdi” diyen Kaftancıoğlu; İmamoğlu, “Bir şey yapalım, bacağını kıralım, bir şey yapalım, kolunu kıralım; bir şey yapalım, keselim; şunu yapalım, şunu yapalım; faydasız. Faydasız. Ok yaydan çıktı. Olacak” dedi. Bu ülkede değişim er ya da geç olacak” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu başkanlığındaki il yönetimi, İstanbul’da partinin 39 ilçe başkanı ve 14 belediye başkanı, yerel halk tarafından 2 yıl 7 ay hapis ve siyaset yasağı cezasına çarptırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na takviye ziyarette bulundu. mahkeme. Saraçhane’deki tarihi İBB Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda bir konuşma yapan Kaftancıoğlu ve İmamoğlu, ilk olarak İçişleri Bakanlığı’nın İBB’de terörist istihdam edildiği iddialarına ilişkin hazırlayarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu rapora tepkilerini dile getirdi. Savcılık.

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“CUMHURBAŞKANIMIZLA NEREDE OLDUĞUMUZU YENİDEN GÖSTERMEK İSTEDİK: Seçilmiş yöneticilerimiz ve belediye başkanlarımız İstanbul’u iki kez birlikte kazandılar ve üç yıl boyunca İstanbul’un iradesini iki kez aldıktan sonra, İstanbul halkına her türlü hizmeti vermiş ve vermeye devam eden İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Ekrem İmamoğlu’nu görevlendirdi. engellere rağmen. Tüm İstanbul teşkilatını temsilen geçmiş olsun demeyeceğim. Çünkü dayanışma takviyemizi iletmek ve liderimizin yanında olduğumuzu bir kez daha göstermek için tüm İstanbul teşkilatını temsil etmeye geldik.

KÖTÜLÜKLERİNİN SINIRLARI OLMAZSA, KİŞİLİKLERİMİZİN, KARARLIĞIMIZIN VE ÇALIŞMA İNANICIMIZIN BİR SONU OLMAYACAKTIR: Başkanım geçmiş olsun demiyorum dedim çünkü iktidarda yaptıklarının ve yaptıklarının sonu yok ve bundan sonra yapacaklarının da sınırı yok gibi görünüyor. Ama biliyoruz ki, sadece bize yapılan korkunç şeyler yüzünden değil, her zaman bir arada, omuz omuza, 85 milyonun başındaki bu rezaletle mücadele etmek için ne yaparlarsa yapsınlar, diyorum ki eğer varsa. kötülüklerinin sonu yok, bizim azmimizin, kararlılığımızın ve çalışma inancımızın bir sonu yok ve dün gece yaşananlar Şimdi başkanımız mutlaka bilgisini verecektir. Bu rezaletin sonu olmadığını bize bir kez daha gösterdi. Nasıl ki İstanbul teşkilatı olarak 31 Mart ve 23 Haziran’da nasıl inançla çalışarak, sandığa ve oylara sahip çıkarak İstanbul’u milletin hizmetine sunmuşsak, bu kötülüklere karşı da hep aynı inançla mücadele edeceğimizi biliyoruz. ve sadece İstanbul’da değil, Türkiye’de de. Nefes alacağız diyorum.”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, şunları söyledi:

“BU DURUMLARDA BİRLİKTE OLMAK ÇOK DEĞERLİDİR: Sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Çünkü siyasette büyük ailemizin pahalı ve değerli yöneticilerinin ortasında olmak her zaman bir değer taşır, insana kattığı bir motivasyon her zaman vardır. Ama tabi böyle anlarda ortada kalmak çok daha maliyetli oluyor. Çünkü çalışma alanlarındaki faaliyetlerimizle, ortada olmadığımızda, ortada olmadığımızda bile, birbirimize manevi olarak nasıl destek olduğumuzu ve birbirimizi nasıl cesaretlendirdiğimizi biliyoruz.

LİNÇ TEŞEBBÜSÜ OLAN GENEL LİDERİMİZ, YARGI SÜRECİNDE CANLARDAN BÜYÜK BİR TRAVMA OLUŞTURUYOR: Partimizin ve partililerimizin başına gelen hukuksuzlukları bir daha sayarsak herhalde çok zaman alacaktır. Özellikle son 10 yılda çok daha fazlasını sayabiliriz. Hepsi gerçekten üzücü, bazen, hatta birçok kez şaşırtıcı. Bazen de öyle akıl almaz durum ve tarzlarda uygulanan işlemler var ki, ‘Bu da mı yapılır’ diyeceksiniz. Ama onun bir parçası var, bilirsiniz, tel gibi. Gerçekten bir sopa gibi. Örneğin linç girişimine maruz kalan generalimizin yargılanması sırasında yaşanan ve yaratılan o acı olayı Türkiye Cumhuriyeti tarihi için büyük bir travma ve büyük bir hukuk yenilgisi olarak görüyorum. Bu çok açık bir durum. Türkiye’nin ana muhalefet lideri için yaratılan bu olayda hiçbir yönetici, hiçbir siyasi parti ortaya çıkmadı ve siyasi parti derken iktidar bileşenlerinden bahsediyorum, bu üzücü olayı kınamak ya da karşısında tavır almak şöyle dursun, bir takım açıklamalarda bulundular. bu neredeyse yasal adalet sistemini kışkırttı. Hayatımda çok ilginç bir acı ve derin bir endişe hissettiğim anlardan biri. Yani tabiri caizse insanın kanını donduran çok acı bir şey. Çünkü Türkiye’nin en büyük ve en eski siyasi partisi olan ana muhalefet partisinin, neredeyse her şeyi göze alan, hatta öldürmeyi bile göze alan bir ortamdan sağ kurtulan genel başkanına yönelik saldırıda hukuki sürecin analizinden bahsediyorum. Oradaki toplumsal olayın içeriğine girmeyeceğim. Farklı boyutları var ama hukuktaki tarafının ağırlığı açısından altının çizilmesi gereken bir olay bu.”

“İSMİMİ SÖYLÜYORUM SÖYLEMEYİN ÇÜNKÜ SEN İÇİNDE VAR DEDİM”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yaşanan zamanın dilinin “çok kolay, pamukla, çok renkli, çok hülyalı, çok romantik diyaloglarla” olacağını kimsenin hayal etmediğini belirtti. Kendisi ile hükümet mensubu arasındaki hatıraya değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Allah göstermesin, başarılar dilerim. O dönemde, dönemin iktidar partisi ile partimizin ortasında bir koalisyon kurulup kurulamayacağı tartışılıyordu, sonra o görüşmeler başladı. Ben şunu söyledim, ‘Bir fırsat Türkiye’nin önüne çıktı.Rehabilitasyon dönemi, restorasyon dönemi, demokrasinin gelişmesi, hukukun iyileştirilmesi dönemi atlatabilir.” Ve bildiğiniz gibi 15 Temmuz süreci de yok.Ve bildiğiniz gibi bu hepimizin şikayetçi olduğu devlete sızmış bazı süreçlerle ilgili analiz ve düzenleme yapma fırsatı olacak. benim adım gibi yapamazsın’ o gün yaparım demedim çünkü sen varsın türkçesi bu diye çıktılar ondan öncesi sayılmaz dediler O tarihe denk geldiği için dedim ‘Demek sen de işin içindesin’ Daha sonra bakan yardımcısı ‘Onun için oybirliğiyle bu iki partinin bir araya gelmesine destek olalım önemli değil çalışsınlar’ Türkiye için iki yıl siyasetin düzelmesi hukuk düzeninin ahlakının düzelmesi sana da bize de iyi olur Türkiye’ye o zaman herkes siyasi bir süreç içinde tekrar ortaya çıksın. yarışsınlar demokratik sonuç çıkacak, ülke inanılmaz gaza basacak’ deyince aldığım cevap tam olarak şu oldu ‘ne yapsınlar? Ekrem Allah’ı seviyorsan diyorsun, biz arkadaşız, geçmişten tanıştık, öyle diyelim. ‘Daha iddialı oluyoruz. ‘Kafasını ve gözünü keseceğiz’ dedi. Bu kulaklar duydu, ben böyle dinledim. Savaşacağız. Bu nedir? O iki seçimin ortasında başka acılar da yaşandı ama o günden bugüne Meclis çatısı altında yaptıkları saldırıları, nasıl gözlerini ayırmaya çalıştıklarını da yaşıyoruz.

HERKESE ‘SUSAN YARALANMAYA ÇOK ŞEYTANDIR’ HADİSİNİ HATIRLIYORUM: Tabii ülkemizin farklı yerlerinde nasıl davrandıklarını da görüyoruz. Bu nerede? bürokrasi içinde. Nereye? Kayın. Nereye? Devletin her kademesinde. Nereye? Atanan bakanlar. İçin; O kişi o gün bana bu formda yukarıdan aşağıya işlemi yürütmeleri talimatı verildiğini söyledi. ‘Bize talimat verdi’ dedi. Daha sert olacağız dedi. ‘Neden bahsediyorsun? Burası boks arenası mı? Büyük Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bahsediyoruz’ dedim. Bu cümle hakkında başka şeyler söyleyeceğim ama buradan, bu meclisten, sizleri ağırladığımız bu meclisten şunu söylemek istiyorum. Çok iyi biliyorum ki AK Parti’de vicdanlı, ahlaklı, adaletli ve bu duyguları üst düzeyde taşıyan birçok arkadaşımız var. İşe alım yapanlardan bahsediyorum. Hele bu mecliste olup da İBB Meclisi’nde olup da bu süreçleri takip edip vicdanını ‘küçültüp’, başını öne eğip, eve gidip başını iki elinin arasına alıp şöyle diyen arkadaşlar varsa. kendilerine ‘Bu iş yapılabilir mi?’ Dostlar olduğuna inanıyorum, sesinizi yükseltme zamanı. Yani ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’ hadisini herkese hatırlatırdım.

SİYASET VE SİYASETTE KAZANMANIN HER YOLU MÜKEMMEL DEĞİLDİR: Böyle bir ahlakımız varsa, böyle bir vicdanımız varsa, her siyasi konuda konuşmanın yersiz olduğu anlar oluyor ama İstanbul’dan bahsediyoruz. İstanbul seçimlerinden bahsediyoruz. Bu meclisin başkanından bahsediyoruz ve bu şehrin tarihinde en çok oyu alan belediye başkanından bahsediyoruz. Bu süre zarfında ‘Neden ses çıkarmadım, konuşmadım’ diyenlere böyle düşünüyorum. Böyle bir şey yapsaydım hayatımdan utanırdım. İçin; Bu koltuğa oturmak gibi bir sorumluluğunuz var. Böyle bir şey yaparsam, hayat bu, utanırım. Daha ileri gitmeme izin ver. Bu vicdana sahip bireyler ister AK Partili, ister milletvekili, ister belediye dostu olsun, her şey siyaset değildir. Siyasette ve siyasette kazanmak her şekilde caiz değildir. Bu toplum böyle bir ahlakı kabul etmez. Geçmişte yapmadı, gelecekte de yapmayacak. Er ya da geç utanç duyuldu, bu ülkenin gençleri hala milletin kalbinde ama o karara imza atanlar yok edildi. Aileleri de utandı. ya da bu ülkede asılan bir ülkenin başbakanı hala konuşuluyor ve üzülüyor, herkes başını öne eğiyorsa. Ama o mahkemede bu karara imza atanlar yıkıldı.

EŞİ, ÇOCUĞU, ANNESİ VE BABASI KENDİ EVLERİNDE SORUYORLAR: Dolayısıyla bahis ne olursa olsun hukuksuzluğa karşı susmak, eğer yetkiniz dahilindeyse, doğrudan sizinle ilgiliyse, sessiz kalmak bu ülke insanına asla yakışmaz. Daha da ileri gidiyorum, bizim inancımıza sahip olan ve inanan insanlar adına konuşuyorum, bu bizim inancımıza sahip bireylere yakışmıyor. Dolayısıyla ben bu meclisteyken, bunu siz değerli yol arkadaşlarımın huzurunda duyurmak istedim. Sana birşey söyleyeceğim. Çok farklı siyasi görüşlere sahip insanlar var ki kim mağdur olduysa duydum onları ya aradım ya gittim ya da kapılarından içeri girdim mağduriyetlerinin yanında olduğumu ve onları desteklediğimi söyledim. Siyasetten önce yaptım, siyasette yaptım. O yüzden CHP mağdurlarının üzüntüsünü ben yaşamadım diyebilirim. Bunlarla gurur duyuyorum. Her zaman aynısını yapacağım. Adalet CHP’lilere, AK Partililere göre düzenlenmiyordu. Türkiye’de bu şekilde uygulanmasa da bu şekilde düzenlenmemiştir. Gerek Türk yüksek yargısı, gerek Türkiye Cumhuriyeti yargısı, gerekse adalet sistemi bu kadar düzenlenmediği gibi, manevi adalet de bu kadar düzenlenmemiştir. Temelde herkesi eşit gören ve herkese kendi eşitliğini hissettiren bir duruştur. Dolayısıyla ben meclisteyken bu duyguyu önünüze getiriyorum. Şunu ekleyeyim. İçimden geçenleri bilmeyenlere söylemeden edemiyorum. Eşi, çocuğu, anası ve babası kendi konutlarında sorumlu tutulmaktadır. Kendi çocukları bile bu koltuğa oturan, her yolun mübah olduğunu söyleyen siyasi anlayışa sahip bireylerden hesap soracaktır. Bugün soracak. Dün de söylediğim gibi bu yargı kararına imza atan hakim ve savcının çocukları için biz kazanacağız. Yani çocuklarının, eşlerinin, anne ve babalarının hukuksuzluklara maruz kalmaması için bir sonraki seçimi kazanmamız gerekiyor. Onlarda çalışacağız.

BİR PARTİYE ÜYE OLABİLİRSİNİZ AMA TUTUM GÖSTERMEK BÜYÜK BİR MAĞDUR OLUR: Bu anlamda çok ilginç bir süreç. Doğal olarak yargı sürecinde siyasi karar karşısında iktidar partisinin sadece konuşmaya ve çıkarlarımızı konuşturmaya çalışan ama yargı kararı hakkında tek bir yorum yapmayan değerli şahsiyetleri bulunmaktadır. Çok pahalı açıklamalar yaptıkları için onlara teşekkür ediyorum. Yani kanun adına, yargı adına çok değerli açıklamalar yaptılar. AK Parti’nin en önemli görevlere imza atan kurucularından birine açıklamalarından dolayı teşekkür ediyorum. Az önce bahsettiğim konu tam olarak buydu. Abdullah Gül Bey’in, Bülent Arınç Hanım’ın, Cemil Çiçek Bey’in, Hüseyin Çelik’in ifadesini okudum ihmal etmiş olabilirim ama aynen okuduğumdan bahsediyorum. Bir partinin mensubu olabilirsiniz ama yargısız infaza veya adil yargılanmamaya karşı duruş sergilemek büyük bir erdemdir, devletin insanlığıdır. Devletin vatandaşı olmak, bu sorumluluğu yaşamak ve yaşatmaktır. Bu itibarla sizlerle ana mecliste otururken bu çağrıyı yapmak istedim.

TRABZON’A, OF’A GİDECEK VE ÇAY İÇECEK KAHVE BULAMAZ: Dün itibariyle savcılığa başvuran uydurma terör soruşturması davası da var. Birkaç gün önce malum bakan çıktı ‘Bu olursa ben görevden alınmam ama bu olursa o zaman görevden alırım’ dedi. Ne kibir, ne cehalet… Dedim içtenlikle; Bir İstanbullu olarak İstanbul’un hizmetinde olmaktan onur duyan biri olarak şunu söylüyorum: Bu dil ve bu akıl, Gaziosmanpaşa’da gidip çay kahve içmek için kahvehane bulamayacak. Doğduğum toprağın, doğduğum yerin insanı olarak şunu söylüyorum: Trabzon’a, Of’a gidecek, çay içmek için kahvehane bulamayacak. Selam verecek kimseyi bulamayacak. Bu kadar açık. Milletimin vicdanını biliyorsam vicdansız, adaletsiz akıldan, insan sevgisiz akıldan çıkan şu sözlerden sonra gelecek tanımım nettir: Bulamaz. Ama ben çok şükür ki 86 milyon insanın yaşadığı bu ülkede hangi köye gidersem gideyim evine misafir olacağımı biliyorum. Bu tür iş ve işlemlere başvurarak, ‘Bir şeyler yapalım, ayağınızı kıralım; bir şeyler yapalım, kolunuzu kıralım; bir şeyler yapalım, duralım; şunu yapalım, şunu yapalım; boşuna, boşuna. Ok yaydan çıktı. Bu ülkede değişim olacak. Er ya da geç olacak.

BU ÜLKEDE HİÇBİR NEDENİ OLMAYACAK MİLYONLARCA İNSAN VAR: Bu ülkede yanlış bir şey bilmeyen milyonlarca insan var. Bu girişimi ortaya koyan on milyonlarca insan var. ve halkın en az yüzde 75-80’i otomatik olarak, doğrudan, aldığımız bu karara ‘Bu karar yanlıştır’ diyen, vicdanı rahat bir milletimiz var. Ne yaparsan yap. Yüzde 10-12 seviyesinde hırsı aklından önce gelenler olabilir. Mümkün. Orada. Hırsı aklının önündedir. Onun kibri ve hırsının önünde insanlar vardır. Ancak milletimizin bütün büyük duygularına inanıyoruz. Milletin vicdanında ve adaletinde karşılık bulmayan bir karar da bizim vicdanımızdadır. Düne göre çok daha umutluyuz. Dünden çok daha güçlüyüz. Düne göre çok daha kararlıyız. Çünkü buraya geldiğimiz gün ceketimizi alıp gidecekmiş gibi görevimizi yapıyoruz. Bazıları gibi, bir şeyleri doldurup gitmek için bir görev yapmadı. Ceketlerimizi alıp gideceğiz. Bu nedenle, bu pozisyonla ilgili herhangi bir endişemiz yok.

KOLTUKTAN GÜÇ ALMAYA DEĞİL, GÜÇ EKLEMEYE GELİYORUZ: Bizler koltuktan güç alan değil, koltuğa güç katmaya gelen insanlarız. Bundan da asla vazgeçmeyeceğiz. Biz kararlıyız. Elbette burada kişinin kendi ailesi, kendi siyasi ailesi onun en büyük gücünün kaynağıdır. Ben de Ankara’daki son görüşmemizde gösterdiği derin sıcaklık için Başkanımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Bugün aramızda olmanız elbette benim için çok değerli. Biz ortadayız. Biz her zaman ortadayız. Biz her zaman ortada olacağız. Özellikle kararın verildiği çarşamba akşamı ve ertesi gün milletimizle buluşup milletimizle sohbet ettiğimiz o büyük mitingden, milletimizin coşkulu kucaklaşmasından özellikle halkımızla bir araya geldiğimizde çok memnun oldum. Başkanımızla Altı Masa ve liderlerin bize katkıları. yapıldı. Altı Masa dışında bana destek olan tüm siyasetçilere de teşekkür etmek istiyorum. Büyük bir mutabakatla, muhalefetin güçlü duruşuyla, bu zihniyeti ülkemizin zihninden, inşallah hep birlikte bu tarihin derinliklerinden çıkaracak, aydınlık ve aydınlık bir geleceğe bakacağız. Güçlü bir geleceğe bakacağız. Dünden daha güçlü olduğumuzu unutmayın. Dünden daha güvenilir ve daha kabul edilebilir olduğumuzu unutmayın.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu